Murakka Üzerine İplik-Kuzu ve Zencerek Çekme Usulü

Kasım 5th, 2009

         İPLİK - KUZU- ZENCEREK VE BORDÜR

      Tezhip sanatında kullanılan iplik, genişliği en çok 1 santimetreyi geçmeyen, iki kenarınde tahrir bulunan, cedvele bitişik ve iplik görünümünde çizilmiş ince renkli bir şerittir. Renkli olduğu gibi parlatılmış altın ile de boyanır. Sade görünüşüne rağmen eser içinde önemli görevleri bulunur. Bezemelerde sıkça kullanılan yardımcı elemanlardır.

      Arasuyunu renklendirmek ve biraz da inceltmek için, iç taraftan cedvele bitişik, aynı renkte, iki iplik çekildikten sonra arasına desen işlenir. Bilhassa zencerekli arasularına bu renkli iplikler pek yakışır. Zemini boyanmış klasik tezhiplerin desen bitiminde sınır çizgisi, parlatılmış altınla belirlenir. Daha sonra ipliğe paralel çizilen kuzu ve işlenecek tığlar, desenin dış zeminle kaynaşmasını sağlar. Özellikle 16. yüzyıl klasik tezhibinde, desenin sınır çizgisi olarak cedvelin yerini alan altın iplikler, dendan denilen simetrili girinti ve çıkıntılarda mutlaka kullanılmıştır.

       İpliğin bir başka görevi ise, desen içinde ayrılmış paftaların arasında başlayıcı unsur olmasıdır. Bu amaçla kullanılan iplik, iki paftanın zemin renginden farklı bir renk ile veya parlak altınla boyanarak bir paftadan diğerine uyumlu geçişi sağlar, desende bütünlüğü korur. Tezhip sanatında bu görevi yüklenen, iplikten başka dolantı rumi, bulut ve saz yolu yapraklar gibi başka motifler de vardır. Fakat bunların arasında iplik, her şekle girebilen özelliği ile en çok kullanılandır.

      KUZU

      Klasik bezeme sanatında kullanılan Kuzu, cedvele veya ipliği en fazla milimetre uzaklıktan paralel çizilen, tahrirden biraz daha kalınca ve renkli tek bir çizgidir. İddiasız görüşüne rağmen, eserlerdeki yeri ve görevi küçümsenemez. Özellikle desen bitiminde, iplik veya cedvelden sonra gelen kuzu tığların taşıyıcısıdır. Ayrıca kitabe açmada ve köşebentlerde ayrılan paftaların sınır çizgisi, iplik ve ona paralel çizilen kuzu ile belirlenir.

      Bunların dışında kuzu, cedvel yanında kullanılarak esere renk katmak, mesafeleri ayarlamak gibi görevleriyle ipliği destek verir. Bütün bu bilgiler gösteriyor ki, gelenekli tezyini sanatlarımızda cedvel çekme tekniğinden ve estetiğinden başlıbaşına  bahsetmek mümkündür.

      KENAR BEZEMELERİ

    Farsca’da pervaz, Fransızca’da bordür olarak dilimize giren kenar bezemelerinin Türkçe ismi, kenarsuyu’dur. Tezyinatta kullanılan kenar bezemeleri, arasuyu(arapervaz) veya kenarsuyu(dışpervaz) olarak, kullanıldıkları yere göre farklı isimler alır.

    ARASUYU

    Arasularının esere kattıkları, estetik yanında önemli görevler de taşır. Bu yüzden arasuları, bezeme sanatında daima ihtiyaç duyulan ve çok zengin çeşitleri ile kullanılan tezyini unsurlardandır. Arasuyunun desen içindeki görevleri, genel olarak iki kısımda toplanabilir;

     a) Bunlardan ilk akla gelen, desenin veya yazının çerçevesini takviye ederek esere daha güzel bir görünüş kazandırmaktır.

     b) İkinci önemli görevi ise, yazıdan tezhibe veya bir desenden diğerine geçiş sağlamak ve bu suretle eserde bütünlüğü korumaktır. Arasuyunun eser içinde, uzlaştırıcı ve birleştirici rolü bulunur.

     Cedvelde olduğu gibi arasularında da kalınlık seçimi çok önemlidir. Eserin büyüklüğü, kamış kalemin uç kalınlığı, cedvel ve kenarsuyu genişliği, birlikte düşünülmelidir. Eser bittiğinde arasuyu, ne kenarsuyundan önce göze çarpmalı, ne de yazı ile kenarsuyu arasında sıkışıp kalmalıdır.

Kaynak : Desen Tasarı İnci A.Birol

Murakka Üzerine Cedvel Çekme Usulü

Kasım 5th, 2009

          Türkler, günlük hayatlarında sanatla içiçe yaşamış ve bu kültürden edindikleri estetik ile zerafeti bir hayat tarzı olarak benimsemişlerdir. Sanata karşı duydukları yakınlık, evrenin yaradılışındaki mükemmelliği idrak ettikçe artmış ve seyretmeye doyamadıkları bu essiz eser, onlara ilham kaynağı olmuştur. Çünkü Türkler sanatı, sadece hayal mahsulünden ibaret fantezi bir kavram olarak görmemiş, yaşadıkları hayatta ondan faydalanmasını da bilmişlerdir. Mesela onlar için sanat, ruhlarını dinlendiren, huzur bulacakları bir sığınak ve kendilerini ifade edecekleri güçlü bir dil olmuş, yaşadıkları ortamı, kullandıkları eşyayı bezeyerek hayatlarını daha cazip ve sevimli hale getirmiştir. Böylece Türkler’in sanat ile bu yakınlığı, belki de en çok tezyini alanda gelişmiş ve milli bir tutku haline gelmiştir.

         Sanatkar, tasarımda yer verdiği en küçük ayrıntının bile başarısında ne kadar önemli olduğunu bilerek estetik adına kullandığı her unsura bir görev ve mana yüklemeyi de ihmal etmemiştir. Desenlerde maksatsız gelişigüzel konulmuş, yerini beyenmeyen hiç bir unsura rastlanmaz.

         Bunun için bezemelerde kullanılan elemanları en küçük ayrıntıları ile yakından tanımadan desenleri değerlendirmek, bu sanatın zevk ve estetiğinden bahsetmek mümkün değildir. İşte üçüncü bölümde, tezyini sanatlarda kullanılan yardımcı unsurlar sırayla ele alınacak, görevleri, özellikleri ve klasik ölçüleriyle çizimleri incelenecektir.

         Konuya, bu sanatlarda yardımcı eleman olarak en çok kullanılan ” cedveli ” tanıyarak başlayalım. Tezyini sanatlarda cedvel, belli kalınlıkta paralel iki çizginin meydana getirdiği çerçevedir. Genellikle bu çerçeve, bulunduğu alanın sınırını belirler. Demek ki cedvelin bezeme sanatlarındaki başlıca görevi, işlenecek deseni çerçeve içine alarak seyircisine sunmaktır. Cedvel bu görevini yerine getirirken, çeşitli kalınlık ve renkler içinde farklı isimler alarak, bir takım düzenlemelere tabi tutulur. Bu sebeple cedvel, tezyini sanatlarda daima varlığına ihtiyaç duyulan vazgeçilmez yardımcı bir unsurdur.

        Bir desenin tasarımına başlanırken, ilk olarak cedvellerin yeri, sayısı ve kalınlıkları belirlenir. Cedvelin kalınlığı, yazının yazıldığı kamış kalemin ucu, bezenecek alanın genişliği, kullanılacak motiflerin büyüklüğü ve cedvelin eser içinde yükleneceği görev dikkate alınarak seçilir. Bu seçimdeki isabet daha çok, hattaın veya müzehhibin klasik eserlerden edindiği tecrübe ve göz eğitimine bağlıdır. Bu sebeple cedvel kalınlıkları için, kural haline gelmiş kesin değerlerden bahsetmek doğru olmaz. Ancak kabaca bir fikir vermesi bakımından levhalar için cedvel kalınlığı, ortalama; 1,5 ile 7 milimetre arasında değişir. Yazma eserlerin varaklarında ise bu değer, 1,5 ile 3,5 milimetreyi geçmez.